Yaşanmış yıllar birikmiş, Saymaya kalkmadığım.
Kimi dökülmüş ceplerimden,
Kimi taşmış yüreğimden.
---------------------------
Yazılmış sözler birikmiş,
Okumaya doymadığım.
Kimi sökülmüş yüreğimden,
Kimi taşmış kalemimden.
Ay başında bir düğün için gittiğim Ankara'dan geldiğimden beri hafiften bir öksürük yakamı bırakmıyordu. Aradan iki hafta geçtikten sonra, bu sefer iş için, tekrar Ankara'ya gitmek zorunda kaldım. Lise yıllarından itibaren bir türlü içimin ısınmadığı Ankara'ya ne zaman adımımı atsam başıma hep ilginç olaylar geliyor. Hani "hasta ediyor beni" derler ya, aynen öyle . Zaten son iki gidişimde de gerçekten hasta olup döndüm. Bir haftadır burun deliklerim tıkalı, ne nefes alabiliyorum, ne uyuyabiliyorum, ne de konuşabiliyorum. Telefon açan müşterilerin çoğu sesimi alamayıp "Yavuz Bey'le görüşecektik" diyorlar. Pazartesi doktor randevüsünden sonra yarım gün istirahat edip işe devam ettim mecburiyetten. Bu hafta sonu dinlenip burun deliklerini ve sesimi açmayı ümit ediyorum. Sonra yine sahnelerdeyim.
Dün gittiğim bir alışveriş merkezinde gördüm. Adidas mağazasının vitrininde koşan bir kadın fotoğrafı ve hemen altında yazan şöyle bir şey; "Bugün her şey rağmen kendime 30 dakika ayıracağım". Hayat mücadelesinde spora vakit ayıramayanlara yönelik bir çağrı ile kadının ayağındaki spor ayakkabısının reklamı amaçlanmış. Ayakkabıya bakmadım bile. Sadece söze takıldım kaldım, sorguladım kendimi. Acaba ben kendime ne kadar ayırıyorum? Bahsedilen 30 dakika yeterli mi? Sadece otuz dakikaya neler sığdırılabilir?
Hayatımda hiç tanık olmadığım bir olaya başrol oyuncusu olarak iştirak etmek durumunda kalmıştım kendi kına gecemde. Alternatif düğün gibi bir şeydi benim için, bir nevi düğün öncesi hazırlık maçı gibi. Acemilik olunca sorduk soruşturduk, sağ olsun kayınvalide senaryonun büyük kısmında etken oldu. Kostüm, dekor, müzik hepsi hazırlandı. Bu gibi eğlenceler açık havada, özellikle köylerde daha bir hakkıyla düzenleniyor aslında ama bizimkinin de ondan eksik yanının kalmayacağı belliydi. Düğün Cumartesi olunca, kına gecesi iki gün öncesinde, Perşembe gününe ayarladı. Ne güzel halı sahada top oynayacaktık o akşam ama kendi kınamda sahnede olmak uğruna sahalara bir haftalık ara vermem icap ediyordu. Çocuklara "Kınam var o gece gelemeyeceğim derken", şimdiye kadar sadece isyan modundayken kullandığımız kelimeyi sahiplenince esprilere maruz kaldık tabiatıyla.