Yedi sekiz yaşlarından beri top teptiğimi düşünürsek yirmi beş senedir de fiili olarak haşır neşiriz demektir futbolla. Kendimce yaptığım hesaplarla maksimum beş altı sene sonra noktayı koyarak uzaktan sevmeye devam edecektim. Olmadı.. Evdeki hesap çarşıya uymadı ve geçtiğimiz hafta yırtılan sadece sol diz çapraz bağlarım değil, benim yazdığım hikayede futbola ayrılan kısmın da kalan sayfaları oldu.
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Bağlarım
Yedi sekiz yaşlarından beri top teptiğimi düşünürsek yirmi beş senedir de fiili olarak haşır neşiriz demektir futbolla. Kendimce yaptığım hesaplarla maksimum beş altı sene sonra noktayı koyarak uzaktan sevmeye devam edecektim. Olmadı.. Evdeki hesap çarşıya uymadı ve geçtiğimiz hafta yırtılan sadece sol diz çapraz bağlarım değil, benim yazdığım hikayede futbola ayrılan kısmın da kalan sayfaları oldu.
21 Nisan 2010 Çarşamba
Geçer
O da gelir, o da geçer. Dert ararsan çok hayatta. Aramasan da bulur zaten seni. Sen mutluluğu arayacak, bulduğunda da kovalayacaksın. Malazgirt bitsin, Kurtuluş Savaşı kazanılsın. Sonra... Bitmez ki hayattaki savaşlar, yetmez ki insanı doyurmaya pişirilen aşlar. Sen her savaşı kazan ve hep bekle içi yemek dolu bir kazan.
Olmaz...
Kazanır, kaybedersin ve bir şeylerden hep öyle vazgeçersin.
16 Nisan 2010 Cuma
Nasılsın?
Cevabı hiç verilmeyen bir sorudur bu 'nasılsın'. Her daim iyi olunduğu belirtilerek geçiştirilen ve sorana nasıl olduğumuzu sorduğu için üstüne bir de teşşekkür edilen tek kelimelik cümle. Aslında herkes için başka başka hallerde cevabı vardır da hiç kimse onu açığa çıkarmaz, çıkaramaz ve sadece 'iyiyim' der. İşin garibi kötü olsa bile öyle der. Neredeyse hayata son kez bakmakta olan birine sorsanız bile, vereceği cevap yine tek kelimelik bu anlamsız cümledir.Bu sorunun bir de çoğul hali vardır ki her seferinde içimde onlarca replik kurup, hiç birini kullanamamanın üzüntüsüne rağmen ben de iyiymiş gibi yaparak soruyu beklenen cevabı ile karşılayıp teşşekkürlerimi ilettikten sonra sorarım; "siz nasılsınız?". Kişilik bölünmesi yaşayan ruhuma yöneltilmiş gibi hissetmeme yol açan bu soruya, "Nasıl mıyız? Anlatalım da dinleyin.." diye başlayarak devam etmek istiyorum bir gün.
-Devam edecek-
30 Mart 2010 Salı
Çalsan Ne Yazar
Güzel şeyler çal be dostum bu sefer. Her melodi hüzne götürmesin bizi artık. Bırak parmaklarını, tut dilini ama ritmin de kaçmasın yine efkara doğru. Neşeli bir parça olsun repertuarından seçtiğin ya da doğaçlama uyuduruver kendin. Sözleri içimizi acıtan şarkılardan sıkılmadık. Onlar bizim her daim. Sadece bu seferlik olsun kapanmasın gözlerimiz. Kesilsin ayaklarımız yerden müzikle beraber. Eşlik eden ruhumuz olsun ona, göğe doğru...Her tınısında ayrı bir tat var bu hayatın ve sevdiklerimiz kadar kulaklarımızı tırmalayanlarda var elbet. Sen sevdirdiklerinden çal bu sefer biz eşlik edelim; kah başımızı sallayarak, kah tempo tutarak. Sen çal kendi kendine; kah bizi geçmişe saplayarak, kah geçmişi hepten unutarak...
17 Mart 2010 Çarşamba
15 Mart 2010 Pazartesi
Çamur
7 Mart 2010 Pazar
Karşılaşma
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
