18 Haziran 2017 Pazar

Dönme Dolap

Bir dönme dolaptı bindiğim
Ve bir türlü inmeyi bilemediğim
Dönüp durdum aynı yerde
Bir bulutlara değdi başım
Bir yanaklarımdan süzüldü gözyaşım
Ne görebildim yaklaştıkça sokağına
Ne keyfini sürebildim dokunduğum gökyüzünün
Tek başıma döndüm durdum
Bir dönme dolaptı bindiğim
Sonsuz hayaller kurduğum

30 Ağustos 2016 Salı

Hikaye


Bir hikaye yazacaktım,
sonundan korktum.
Beni kaleme aldılar,
oyunda yoktum...

29 Mayıs 2016 Pazar

Kapının Arkasında

Hep kapının arkasında durur gözlerin. Bir kaç adım mesafede ama kilometrelerce uzakta. Bir ışık gibi süzülür hayalin kapının arasından.  Kapkaranlık odamı aydınlatır simsiyah. Ardından çekilen onlarca ah...


7 Haziran 2014 Cumartesi

Yine Yazdım

Çok zaman sonra kalemi elime alıp masanın başına oturdum. Kalem de şaşkındı. "Ne o? Telefonun şarjı mı bitti yoksa?" der gibiydi parmaklarımın arasında. Tam o anda kıskanırcasına çaldı telefon... Sınıfın köşesine gidip de çöp kovasının dibinde kalemlerini açan çocuk kalmamıştı. Sıfır beş uç arayan da yoktu ortalıkta. Elindeki tükenmez kalemi kısa mesafede havaya fırlatarak takla attıranı arıyordu gözler. İki elin arasında tutulan bir ekrana, yine o iki elin baş parmaklarıyla basıla basıla ezilmişlerdi. Beğenenler de vardı üstelik...


10 Eylül 2012 Pazartesi

Garip

Gözlerini kilitlemiş bana bakıyor. Anahtarı bende değil, çözemiyorum. Bir şeyler anlatıyor kendince. Duyuyorum duymasına da çözemiyorum. Bazen kelimeler de kayboluyor havada. Dudakları oynuyor ağır çekim gibi. Sonra dili dolanıyor kelimelere, çözemiyorum. Bir sıkıntı çöküyor içime. Üşür gibi oluyorum inceden. Gitgide buz tutuyor her yerim. Çözemiyorum...

Yastığa koymuşum başımı, gömülmüş düşünceler. Göz kapaklarım ağırlaşsa da aklım yerinde durmuyor.Hayaller peşi sıra, kuruyorum. Derken bir ateş basıyor vücudumu. Suyun altında alıyorum soluğu. Biraz durup çıkıyorum, kuruyorum. Zamanın farkında değilim ama zaman hep çarkında. Uykumuzun limiti belirli. Saati alıyorum elime. Kuruyorum...



12 Nisan 2012 Perşembe

Tatihte Bugün

Sekiz sene önce bugün askerdim
Soranlara 'şafak karanlık' derdim
Şimdi şafak sökmeden yollardayım
Ekmek parası kazanmak tek derdim

23 Mart 2012 Cuma

Kayıp Ada


- Kaptan bu yol nereye çıkar?

Hep bilmek isteriz daha başından. Ona göre yürürüz. Atılan adımların boşa çıkmasına dayanamayız. Yorulacaksak eğer, buna değmeli. Gidip de boş boş geri gelmemeli...

Oysa denizlerde yol yoktur.Kimisi kulaç atar, kimisi küreklere asılır. Şanslı olanların yelkenleri pupa, tuzu kuru olanlarınsa motoru bilmem kaç zamanlı. Rota belirlenir ve ilerlenir ya da rüzgara bırakılır bütün iş.

Hayat da denize benzer bu sebeple. Yolu yordamı bilmek istersin ama yoktur. Senin rotan ve gidişin esastır. Derin bir nefes çeker ve gidersin. Yollarda kaybolan zaman, denizde uzar. Denizin dibi yoktur çünkü. Uçsuz bucaksızdır. Yolları yapan da kesen de insanın kendisidir ama aynı insan denize bir şey yapamaz.

Dalıp gidersin ya bazen... Denizin dibi masmavilikten simsiyaha doğru. Binbir güzellik, gizem, korku hepsi bir arada. Sonra çıkarsın suyun üstüne. Dalgalar alıp götürür seni. Bazen kıyıya kadar. Sakinleşince bırakırsın kendini. Sırt üstü. İzlersin yakından ya da uzaktan. Bazısı korkar, sadece ayaklarını sokar, içine giremez. Bazısı dipten kum çıkartır anlamsızca. Küçük takalar, büyük şilepler. İskeleler, dubalar, fenerler, daha neler neler.

Sahilde oturursun. Gecenin sessizliğini dalga sesleri bozar. Sana doğru gelip gelip gider sanki seni çağırır gibi. Güneş doğar ufuktan, uzaklara doğru bakarsın belli belirsiz. İçinden çıktıkça hep kurursun illa ki. Gözlerini yakar tuzu. Bahanesiyle kızarır gözlerin. Acını saklarsın. Acıktırır ne hikmetse. Ne çıkarsa bahtıma deyip doyurursun karnını.

Kıyıları olduğu gibi adaları da vardır birbirinden güzel. İrili ufaklı, bağımsız. Bazısı istila edilmiş, bazısı henüz gidilmemiş. Hep bir ıssız ada vardır tek başına düşülen. Üç şey almanız şart koşulur. Seçersin çocukça; aşk, müzik, futbol.