23 Ocak 2019 Çarşamba

Yazsana

Yazsana bir şeyler. Kalem hazır, kağıt hazır, satırlar bakir. Silgi yok etrafta. Kalem değdiği anda yaksın değdiği yeri. Su da yok yanında. Çizilsin sayfalar boydan boya. Kara kalemlerle sen hayalleri boya.

İleti değil, mesaj değil, paylaşım değil. Usulca kağıda doğru eğil. İki elin baş parmağıyla ekrana dokunma. Tek elinle kalemle dokun. On parmak klavye üzerinde dans etmesindense birkaçıyla şövalye gibi git kağıdın üstüne üstüne. Delmeden de gelme düşünceleri.


Ben beklerim seni burada. Sen de eklersin, yedeklersin buraya. Alem hazır, ağıt hazır, hatıralar bakir. Bilgi yok etrafta... Ne istiyorsan yaz.

9 Mart 2018 Cuma

Öylece

Öylece baktık geçen zamana
Göz gözü görmüyordu artık
Gözlerin içinde birikenler
Ağırlık yapıyordu kapaklarına
Çizgi çizgi olmuştu günler
Tıpkı göz kenarları gibi


Öylece baktım geçen ona
Gözümde tütüyordu hala
Gözlerimizin içindeki fer
Titrek bir mum ışığıymışcasına
Kıpır kıpırdı yine de kalpler
Tıpkı güneşe bakan gözler gibi

18 Haziran 2017 Pazar

Dönme Dolap

Bir dönme dolaptı bindiğim
Ve bir türlü inmeyi bilemediğim
Dönüp durdum aynı yerde
Bir bulutlara değdi başım
Bir yanaklarımdan süzüldü gözyaşım
Ne görebildim yaklaştıkça sokağına
Ne keyfini sürebildim dokunduğum gökyüzünün
Tek başıma döndüm durdum
Bir dönme dolaptı bindiğim
Sonsuz hayaller kurduğum

30 Ağustos 2016 Salı

Hikaye


Bir hikaye yazacaktım,
sonundan korktum.
Beni kaleme aldılar,
oyunda yoktum...

29 Mayıs 2016 Pazar

Kapının Arkasında

Hep kapının arkasında durur gözlerin. Bir kaç adım mesafede ama kilometrelerce uzakta. Bir ışık gibi süzülür hayalin kapının arasından.  Kapkaranlık odamı aydınlatır simsiyah. Ardından çekilen onlarca ah...


7 Haziran 2014 Cumartesi

Yine Yazdım

Çok zaman sonra kalemi elime alıp masanın başına oturdum. Kalem de şaşkındı. "Ne o? Telefonun şarjı mı bitti yoksa?" der gibiydi parmaklarımın arasında. Tam o anda kıskanırcasına çaldı telefon... Sınıfın köşesine gidip de çöp kovasının dibinde kalemlerini açan çocuk kalmamıştı. Sıfır beş uç arayan da yoktu ortalıkta. Elindeki tükenmez kalemi kısa mesafede havaya fırlatarak takla attıranı arıyordu gözler. İki elin arasında tutulan bir ekrana, yine o iki elin baş parmaklarıyla basıla basıla ezilmişlerdi. Beğenenler de vardı üstelik...


10 Eylül 2012 Pazartesi

Garip

Gözlerini kilitlemiş bana bakıyor. Anahtarı bende değil, çözemiyorum. Bir şeyler anlatıyor kendince. Duyuyorum duymasına da çözemiyorum. Bazen kelimeler de kayboluyor havada. Dudakları oynuyor ağır çekim gibi. Sonra dili dolanıyor kelimelere, çözemiyorum. Bir sıkıntı çöküyor içime. Üşür gibi oluyorum inceden. Gitgide buz tutuyor her yerim. Çözemiyorum...

Yastığa koymuşum başımı, gömülmüş düşünceler. Göz kapaklarım ağırlaşsa da aklım yerinde durmuyor.Hayaller peşi sıra, kuruyorum. Derken bir ateş basıyor vücudumu. Suyun altında alıyorum soluğu. Biraz durup çıkıyorum, kuruyorum. Zamanın farkında değilim ama zaman hep çarkında. Uykumuzun limiti belirli. Saati alıyorum elime. Kuruyorum...